Elinizde işverenin yaptığı birkaç havale, telefonda saklı yazışmalar ve e-Devlet’ten alınmış boş bir hizmet dökümü var. Sigortasız çalışmanın ispatı bu kayıtlarla yapılabilir mi? Aşağıda her delilin neyi gösterdiği ve nerede yetersiz kaldığı anlatılıyor.
Örnek olay Ankara’da geçiyor. Bir işçi toptan gıda deposunda yaklaşık üç yıl çalıştı ve ücretini her ay havaleyle aldı. Ayrılınca e-Devlet’teki hizmet dökümünde bu yıllar boş çıktı.
Sigortasız Çalışmanın İspatında Hangi Belgeler Kullanılır?
Önce elde ne olduğuna bakılır. Bu işçinin dosyasına girebilecek kayıtlar şunlardır.
- Ücretin yattığı banka hesabının tüm çalışma dönemine ait hareketleri
- Havale açıklamalarında işverenin ya da yetkilisinin adı
- Bordro, ücret hesap pusulası veya imzalanan ödeme listeleri
- e-Devlet üzerinden alınan SGK hizmet dökümü
- İşverenle yapılan mesajlar, e-postalar ve iş talimatları
- İşyerinde çekilmiş fotoğraflar, giriş kartı, servis veya yemek kartı kayıtları
- Aynı dönemde çalışan kişilerin adı, soyadı ve ulaşılabilir adresi
- İşyerinin tam unvanı, adresi ve varsa vergi numarası
İşverenin elindeki kayıtlar da dosyaya girer. İşveren her işçi için özlük dosyası düzenler ve kanunun gerektirdiği belgeleri saklar.[1] Sigorta mevzuatı defter ve belgelerin ilgili olduğu yılı izleyen yıl başından başlayarak on yıl saklanmasını ister.[2]
Bu kayıtlar sizin elinizde bulunmaz. İşverenin elindeki belge ispat için zorunluysa ve istek kanuna uygunsa mahkeme ibraz için kesin süre verebilir, ancak işverenin belgenin elinde olduğunu kabul etmesi, bu istek karşısında susması ya da belgenin varlığının resmi bir kayıtla anlaşılması gerekir. İşveren süre içinde belgeyi vermez ve kabul edilebilir bir mazeret göstermezse mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.[3] İşten ayrılırken hangi evrakın istenebileceğini işten çıkarılınca alınacak belgeler yazısında bulabilirsiniz.

Banka Kaydı, Bordro ve Hizmet Dökümü Neyi Kanıtlar, Nerede Yetersiz Kalır?
Her delil çalışmanın başka bir yönünü gösterir. Tablo delilleri ve sınırlarını yan yana koyar.
| Delil | Neyi gösterir | Sınırı | Nereden alınır |
|---|---|---|---|
| Tanık beyanı | İşyerinde fiilen çalışıldığını, işi ve süreyi | Bilgiyi nasıl edindiği sorgulanır | Mahkemeye verilen tanık listesi |
| Banka hesap hareketleri | Düzenli ödeme, gün ve gönderen | Ödemenin sebebini kendiliğinden göstermez | Kendi bankanız |
| Bordro ve ücret pusulası | Dönem, ücret ve ödeme günü | Düzenlenmemişse elde bulunmaz | İşveren, dava sırasında mahkeme |
| SGK hizmet dökümü | Bildirilen gün sayısı ve işyerleri | Boş dönem yalnızca bildirim yapılmadığını gösterir | e-Devlet |
| Mesaj, fotoğraf, kart kaydı | İşyerinde bulunmayı ve iş talimatını | Karşı taraf inkar ederse kaynağı tartışılır | Kendi telefonunuz ve işyeri |
| Komşu işyeri kayıtları | İşyerini ve işçiyi tanıyanların bilgisini | İşçi bunları kendisi toplayamaz | Mahkeme aracılığıyla üçüncü kişiler |
Banka hareketlerinde aynı kişiden her ay gelen ödeme bir çalışma düzenine işaret eder. Açıklama satırında maaş ya da ücret yazması delilin değerini artırır. Havale tek başına iş ilişkisini kanıtlamaz, çünkü ödeme başka bir borçtan da doğmuş olabilir.
Bordro ödemenin dönemini ve tutarını gösteren somut bir kayıttır. Kanun, işverenin ödeme yaparken ücret hesabını gösterir imzalı bir pusula vermesini ister.[4] Sigortasız çalıştırılan işçiye pusula verilmemişse bu belge işçide olmaz. Elden ödeme düzenindeki kayıtları elden ödeme nasıl ispatlanır yazısında ayrıca bulabilirsiniz.
SGK Kaydı Bulunmaması Çalışmanın Olmadığını Gösterir mi?
Hayır. Boş bir hizmet dökümü, işverenin bildirim yapmadığını gösterir. Kanun da tam bu durum için yol açar. Belgesi işveren tarafından verilmeyen ya da çalışması Kurumca tespit edilemeyen sigortalı, çalıştığını mahkeme ilamıyla ispatlayabilir.[5]
İşçinin kendini bildirmemiş olması da hakkını ortadan kaldırmaz. Kanun, sigortalının kendini bildirmemesini onun aleyhine delil saymaz.[6] Dökümün nasıl okunacağını işten çıkış kodu ve hizmet dökümü yazısı gösteriyor.
Çalışma izni ve sigortası olmayan yabancı işçinin kayıtları kaçak çalışan yabancı işçi yazısında işlenmiştir.
Tespit Edilen Sigortasız Süre Hangi Hak Kalemlerini Etkiler?
Mahkeme kararı çalışma süresini ve prime esas kazancı kayıtlara işler. Bu süre prim gün sayısında doğrudan, diğer kalemlerde ise çalışma süresinin ispatında kullanılır.
- Sigorta prim gün sayısı, çünkü emeklilikte ve sosyal sigorta yardımlarında kullanılır.
- Kıdem tazminatı, çünkü her tam hizmet yılı için 30 günlük ücret üzerinden hesaplanır.[7]
- İhbar tazminatı, çünkü bildirim süresi çalışma süresine göre iki, dört, altı veya sekiz hafta olur.[8]
- Ücret ve fazla mesai alacakları, çünkü bunların ayrıca ispatı gerekir.
Kıdem hesabının mantığı basittir. Giydirilmiş brüt ücret tam hizmet yılı sayısıyla çarpılır, artan süre aynı oranda eklenir. Ücrete hangi kalemlerin girdiğini giydirilmiş ücret yazısında görebilirsiniz. Güncel tavan her dönem değişir, bu yüzden kıdem tazminatı hesaplama aracına bakılmalıdır.
Tespit kararı kendiliğinden tazminat doğurmaz. Fesih şekline göre kıdem ve ihbar şartları ayrıca aranır. Mesai için fazla mesai ispatı, ödenmeyen maaş için ödenmeyen maaş alacağı yazıları ayrı delil ister.
Sigortasız çalışırken iş kazası geçirilmişse belgeler sigortasız işçinin iş kazası yazısında ele alınmıştır.
Sigortasız Çalışmayı Kanıtlarken Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
- Beş yıllık hak düşürücü süreyi yanlış hesaplayıp kaçırmak, delillerin gücünü önemsiz kılar.
- Tanığı listeye yazmamak, o kişinin dinlenmesini engeller.[9] Adresi eksik vermek ise mahkemenin verdiği kesin sürede doğru adres gösterilmezse tanıktan vazgeçilmiş sayılmasına yol açar.[10]
- Yalnızca banka dekontlarına güvenmek, işyerini ve görevi açıklamadan bırakır.
- Bildirimi kendisi yapmadığı için hakkı kalmadığını düşünmek yanlıştır.
- Başkasının cihazından izinsiz alınan kayıtlara dayanmak, delilin dikkate alınmamasına yol açabilir.[11]
- Arabuluculuk başvurusuna istenen alacak kalemlerini yazmamak, o kalemin dava şartı yokluğundan reddine neden olabilir.
Yargıtay Hizmet Tespit Davasında Hangi Delillere Bakıyor?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.10.2025 tarihli kararında hizmet tespitinde incelemenin nasıl yapılacağını anlattı.[12] Davacı bir otogarda bilet satış personeli olarak uzun yıllar çalıştığını ve primlerinin ödenmediğini ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi çalışmanın bir bölümünü tespit etmişti. Daire yapılan araştırmayı yetersiz bularak kararı bozdu.
Daire gerekçesinde genel ilkesini yineleyerek çalışma olgusunun ispatında delil sınırlaması bulunmadığını belirtti. Buna karşılık mahkeme Kurum sicil dosyasını ve işyeri özlük dosyasını getirtir. İşyerinin kapsamı, çalışmanın başlangıcı ve bitişi, yapılan iş ve ücret açıklığa kavuşturulur. Çalışmanın sürekli ya da kesintili olup olmadığı da belirlenir.
Tanıkların sözleri değerlendirilirken inandırıcılık ve bilginin kaynağı sorgulanır. Tanığın işveren ve işçiyle ilişkisi ile yıllar önceki olayları nasıl hatırladığı da dikkate alınır. Mahkeme yalnızca taraf tanıklarıyla yetinmez. İşyerinin amir, şef ya da ustabaşı gibi görevlileri, orada çalışan diğer kişiler ve komşu işyerlerinde yeri tanıyanlar da dinlenir.
Daire davacıdan somut bilgi alınmasını da bekledi. Hangi tarihte nerede çalıştığı, birlikte çalışanların sayısı, çalışma saatleri ve vardiya düzeni sorulmalıydı. Aynı işverene karşı açılmış ve onanmış önceki dosyanın da incelenmesi gerekiyordu.
Tanık Nasıl Gösterilir, Komşu İşyeri Kayıtları Nasıl İstenir?
Tanıkla ispatın ilk adımı listedir. Tanık gösteren taraf, dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini mahkemeye sunar. Listede yer almayan kişi dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.[9]
Tanık seçilirken işi gören kişiler öne çıkar. Aynı dönemde işyerinde çalışmış kişiler, düzenli mal getiren tedarikçiler ve yan dükkanın sahibi düşünülebilir. Tanığın işyerini nasıl bildiğini ve işçiyi hangi görevde gördüğünü açıkça anlatabilmesi gerekir.
Komşu işyeri kayıtlarını işçi kendisi alamaz. Mahkeme, üçüncü kişinin elindeki belgenin ispat için zorunlu olduğuna karar verirse ibrazını emreder.[13] Dilekçede delilin hangi vakıa için gösterildiği de açıkça yazılmalıdır.[14]
Hizmet Tespit Davasında Süre, Taraflar ve Arabuluculuk Nasıl İşler?
5510 sayılı Kanun’un 86. maddesi süreyi hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlatır ve beş yıl verir. Örneğin çalışma 2020 yılında sona ermişse ve sonrasında sürmediyse süre 2025 yılı sonunda dolar. Kesintisiz süren çalışmada hesap değişebilir, bu yüzden tarih bir avukatla birlikte hesaplanmalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 506 sayılı Kanun döneminden gelen bir davada, çalışmanın bir bölümü bildirilmemiş ve sonrası bildirilmiş olup çalışma kesintisiz sürmüşse süreyi çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlattı.[15]
Kurum denetimine bağlı ayrı bir kural da vardır. Denetimde kayıt ve belgeye dayanmadan çalıştığı belirlenen sigortalının geriye yönelik hizmeti en fazla tespit tarihinden bir yıl öncesine kadar dikkate alınır.[16]
Dava işveren aleyhine açılır ve Kuruma resen ihbar edilir. Kurum davaya fer’i müdahil olarak katılır ve kanun yoluna kendisi de başvurabilir.[17] Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri dava öncesi Kuruma başvuru zorunluluğunun dışında tutulmuştur.[18]
İş Mahkemeleri Kanunu bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar.[19] Hizmet tespiti bu sayımda yer almaz. Aynı dosyada ücret, kıdem veya ihbar tazminatı da isteniyorsa o kalemler için arabulucuya başvurulur. Hangi talebin hangi gruba girdiği dava açılmadan önce ayrıca kontrol edilmelidir. Süreç hakkında arabuluculuk süresi yazısına bakabilirsiniz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.05.2024 tarihli onama kararı bunun sonucunu gösteriyor.[20] İşçi önce hizmet tespit davasını açıp kesinleşmesini beklemiş, sonra alacak davası açmıştı. Arabuluculuk başvurusunda yer almayan kıdem tazminatı dava şartı yokluğundan reddedildi.
Ücret alacağında alt derece mahkemeleri beş yıllık süreyi ücretin muaccel olduğu tarihten başlattı. Hizmet tespit davasının kesinleşmesini beklemenin süreye etkisi olmadığı gerekçesiyle talep zamanaşımı nedeniyle reddedildi. Daire kendi ayrı gerekçesini yazmadan bu sonucu onadı.
Ücret alacağında zamanaşımı beş yıldır.[21] Kıdem ve ihbar tazminatında da süre beş yıldır.[22] Başlangıç tarihi alacağa göre değişir, ayrıntı kıdem tazminatı zamanaşımı yazısında anlatılıyor. Başvuru ile son tutanak arasındaki sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.[23]
Sigortasız Çalışmanın İspatı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sigortasız çalışma yalnızca tanıkla ispatlanabilir mi?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bir kararında çalışma olgusunun ispatında delil sınırlaması olmadığını genel ilke olarak belirtti. Mahkeme yine de tanığın inandırıcılığını ve bilgi kaynağını sorgular. İşyeri kayıtlarını ve işyerinde çalışan diğer kişileri de araştırır. Bu yüzden tanığı destekleyen belge ve kayıtlar toplanmalıdır.
Hizmet tespit davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
5510 sayılı Kanun süreyi hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlatır ve beş yıl verir. Örneğin çalışma 2020 yılında sona ermişse ve sonrasında sürmediyse süre 2025 yılı sonunda dolar. Kesintisiz süren çalışmalarda Yargıtay süreyi çalışmanın sona erdiği yılın sonundan saymıştır. Bu yüzden süre dolmadan iş mahkemesine başvurulmalı ve tarih bir avukatla hesaplanmalıdır.
Hizmet tespit davasında SGK da taraf olur mu?
Dava işveren aleyhine açılır ve Kuruma resen ihbar edilir. Kurum davaya fer’i müdahil olarak katılır. Karar kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür ve gerekirse kanun yoluna başvurabilir.
Hizmet tespiti için önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Kanun, işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. Hizmet tespiti bu sayımda yer almaz. Aynı dosyada ücret, kıdem veya ihbar tazminatı da isteniyorsa o kalemler için arabulucuya başvurulur. Dava açılmadan önce talepler bu açıdan ayrıca kontrol edilmelidir.
Banka kaydı yoksa sigortasız çalışma nasıl kanıtlanır?
Banka kaydı zorunlu değildir. Tanık beyanı, yazışmalar, fotoğraflar, giriş kartı kayıtları, komşu işyerindeki kişilerin bilgisi ve mahkeme aracılığıyla istenen işyeri kayıtları birlikte değerlendirilir. Tek bir belgeye değil, delillerin birbirini desteklemesine bakılır.
İşçi kendini SGK'ya bildirmediyse hakkını kaybeder mi?
Kaybetmez. Kanun, sigortalının kendini bildirmemesini onun aleyhine delil saymaz. Bildirim yükümlülüğü esas olarak işverene aittir ve işe giriş bildirgesi kural olarak sigortalılık başlangıcından önce verilir.
Kaynaklar
- 4857 sayılı İş Kanunu m.75 ↩
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.86/2 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.220/1 ve m.220/3 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.37 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.86/9 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.8/2 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.17 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.240/2 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.240/3 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189/2 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2025/7680, K.2025/14050, 20.10.2025 (bozma, oybirliği) ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.221/1 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.194/2 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2013/6727, K.2014/4317, 03.03.2014 (bozma, oybirliği) ↩
- 5510 sayılı Kanun m.86/8 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4/2 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4/1 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/5890, K.2024/9310, 29.05.2024 (onama, oybirliği) ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.32, son fıkra ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu ek m.3 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/17 ↩
