Elinizde bir hizmet dökümü, birkaç aylık bordro ve işverenin verdiği bir kağıt var. Kıdem tazminatı alamayan işçi çoğu zaman üç cevapla karşılaşır. İşveren “istifa ettin”, “bir yıl dolmadı” ya da “haklı nedenle çıkardık” der. Bu yazı, o üç gerekçenin elinizdeki belgelerle nasıl sınanacağını anlatır.
Örnek olay Ankara’da geçiyor. Kemal, bir inşaat malzemesi firmasında dört yıl üç ay çalıştı. İşveren çıkışını yaptı, imzalattığı tek sayfalık kağıdı gösterdi ve kıdem tazminatını ödemedi. Kıdem tazminatı alamayan işçi Kemal’in dosyasında e-Devlet’ten aldığı hizmet dökümü, son üç bordro ve o kağıdın fotokopisi var.
Kıdem Tazminatı Alamayan İşçinin Elindeki Belgeler Neyi Gösterir?
Her belge ayrı bir soruya cevap verir. Hiçbiri tek başına dosyanın sonucunu belirlemez. Tablo, altı belgenin neyi gösterdiğini ve nerede sustuğunu ayırır.
| Belge | Neyi gösterir | Sınırı nedir |
|---|---|---|
| SGK hizmet dökümü | Giriş ve çıkış tarihlerini, prim günlerini, işyerlerini | Kayıtlı süre gerçek çalışmadan kısa olabilir |
| Bordro | Ücreti ve tahakkuk eden kalemleri | İmzasız bordro ödemeyi tek başına göstermez |
| Fesih yazısı | Fesih tarihini ve ileri sürülen sebebi | Sebebin yaşandığını ispatlamaz |
| İşten ayrılış kaydı | SGK’ya bildirilen ayrılış sebebini | Mahkemeyi bağlamaz, diğer delillerle tartılır |
| İstifa dilekçesi | İşçinin yazılı beyanını | Baskı varsa gerçek iradeyi yansıtmayabilir |
| Banka dekontu | Ödemenin yapıldığını ve kime yapıldığını | Alıcı bilgisi yoksa ödemeyi kanıtlamaz |
Hizmet dökümü, bir yıllık süre tartışmasında ilk bakılacak belgedir. Kayıtlı başlangıç gerçek tarihten sonraysa çalışmanın asıl başlangıcı tanık anlatımı ve banka kayıtlarıyla gösterilmeye çalışılır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi süreyi, iş sözleşmesinin imza gününden değil işçinin fiilen çalışmaya başladığı günden başlatır.[1]
Bordroda ücretle birlikte düzenli ödenen yol ve yemek bedeli de yer alabilir. Bunlar hesabın tabanını büyütebilir. İşçinin imzasını taşıyan bordro, sahteliği ispatlanana kadar kesin delil sayılır.[2] İmzasız bordro ve alıcı bilgisi bulunmayan dekont ise ödemenin işçiye yapıldığını göstermeyebilir. Bir yıllık izin ödemesine ilişkin bu dekont yüzünden Daire, ödemenin işçiye yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.[3]
Ayrılış sebebini SGK’ya işveren bildirir. Bildirilen sebep gerçeğe uymuyorsa tespit davasıyla düzeltilmesi istenebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, istifa olarak bildirilen çıkış sebebinin işveren aleyhine düzeltilmesine ilişkin bir kararı onamıştır.[4] Elinize geçen diğer çıkış belgeleri için işten çıkarılınca alınacak belgeler yazısına bakılabilir.

İşveren Kıdem Tazminatını Ödemiyorsa Hangi Gerekçeleri İleri Sürer?
Kıdem tazminatı alamayan işçiye verilen cevaplar üç gerekçede toplanır. İşveren işçinin istifa ettiğini, bir yıllık süreyi doldurmadığını ya da haklı nedenle çıkarıldığını söyler. Aşağıdaki tablo her gerekçeye karşı hangi kanıtın işe yaradığını gösterir.
| İşverenin gerekçesi | Karşı kanıt | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| İstifa ettin | Mesajlar, tanıklar, çıkış günü yapılan ödeme kayıtları | Baskıyı iddia eden işçi ispat eder |
| Bir yıl dolmadı | Fiili başlangıcı gösteren kayıtlar, önceki dönem belgeleri | Deneme ve ihbar önelli süre sayılır |
| Haklı nedenle çıkardık | Puantaj, rapor, tutanak, yazışma, tarih farkı | Haklı nedeni işveren ispat eder |
İstifa Dilekçesi Varsa Kıdem Tazminatı Tamamen Düşer mi?
Kural olarak istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz. 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde sayılan fesih hallerinden biri gerçekleşmemişse hak doğmaz. İşçi ise istifanın gerçek iradesini yansıtmadığını ya da haklı bir nedene dayandığını ileri sürebilir.
Burada belgeyi kimin, hangi koşulda yazdırdığı belirleyicidir. Çıkıştan önce sunulan bir tazminat sözü, aynı gün yapılan ödeme ve tanık anlatımı bu soruya ışık tutar. Konunun ayrıntısı zorla istifa ettirilen işçinin hakları ve delilleri yazısında ele alınır.
Bir Yıldan Az Çalışma Gerekçesi Nasıl Sınanır?
Kıdem tazminatı için aynı işverene ait işyerlerinde en az bir yıl çalışma şartı madde metninde “en az bir yıl” diye açıkça yazmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 1475 sayılı Kanun m.14 uyarınca bunu yasal koşul sayar.[1] 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi, işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştığı süreleri birlikte sayar. Süre hesabında şu noktalar önem taşır.
- Süre, iş sözleşmesinin imza gününden değil fiilen çalışmaya başlanan günden işler.
- Deneme süresi bir yıllık süreye eklenir.
- Derhal feshte süre, fesih bildiriminin ulaştığı anda sona erer. Bildirimli feshte ihbar önelli süreye dahildir.
- Fasılalı çalışmalar birleştirilir. Önceki dönem için kıdem ödenmişse ya da o dönem istifayla bitmişse tekrar sayılmaz.
- Farklı tüzel kişiliği olan şirketlerdeki hizmetler kural olarak birleştirilmez.
Bir yılı doldurmayan işçi kıdem tazminatı alamaz. Ödenmemiş ücret ve varsa ihbar tazminatı ise ayrıca incelenir. Bildirim sürelerinin hesabı için ihbar tazminatı hesaplama aracı kullanılabilir.
Haklı Nedenle Fesih Savunması Hangi Belgelerle Sınanır?
İşveren çoğunlukla devamsızlık, güveni kötüye kullanma ya da görevi yapmama gerekçesini fesih yazısına yazar. Bu haller 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II numaralı bendinde sayılır. Haksız feshedildiğini söyleyen işçi karşısında feshin haklı olduğunu işveren ispat eder.[1]
Tarih de bir delildir. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallerde işveren, olayı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten sonra fesih hakkını kullanamaz. Olayın üzerinden bir yıl geçmişse de hak kalmaz. Bu iki süre yalnız bu hallere ilişkindir.[5] Örnekler için işverenin haklı fesih halleri ve tazminatsız çıkarılan işçi yazılarına bakılabilir.
Çıkışı işçi yaptıysa tablo değişir. Ücretin hesaplanmaması ya da ödenmemesi, 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesinin II numaralı bendinde haklı neden olarak sayılır. Haklı nedenle ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Nedenlerin listesi işçinin haklı fesih sebepleri yazısındadır.
Kıdem Tazminatı Hangi Kalemlerden ve Nasıl Hesaplanır?
Kıdem tazminatı alamayan işçi önce alacağın neye dayandığını görmelidir. Kanun, işçiye işe başladığı tarihten itibaren her tam yıl için otuz günlük ücret tutarında kıdem tazminatı verilmesini öngörür. Bir yıldan artan süreler için aynı oran uygulanır. Hesap fesih tarihindeki son ücret üzerinden yapılır.
- Taban. Çıplak ücrete, parayla ölçülebilen sözleşme ve kanun menfaatleri eklenir.
- Süre. Tam yıllar ile artan ay ve günler aynı oranla hesaba girer.
- Üst sınır. Kıdem tazminatının dönemsel bir tavanı vardır ve bu tutar her dönem güncellenir.
Rakamlar için kıdem tazminatı hesaplama aracına bakmak yeterlidir. Sözleşme sona erdiğinde ücret ve diğer menfaatlerin tam ödenmesi gerekir.[6] Ödenmemiş yıllık izin için yıllık izin ücreti hesaplama sayfası kullanılır.
Kıdem tazminatı yalnız işverenin feshinde doğmaz. Aşağıdaki hallerde de işçi hak kazanır ve her biri için ayrı bir belge gerekir.
- Muvazzaf askerlik nedeniyle ayrılmada askerlik celp veya sevk belgesi.
- Emeklilik veya toptan ödeme için ayrılmada kuruma başvuruyu gösteren belge.
- Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ayrılmasında evlilik kaydı.
- İşçinin ölümünde mirasçılık belgesi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin emeklilik, muvazzaf askerlik veya evlilik gibi nedenlerle sözleşmeyi feshetmesi halinde ihbar tazminatı talep hakkı bulunmadığını belirtir.[7] Emeklilik için ayrılan işçinin, kuruma başvurduğunu gösteren belgeyi işverene vermesi gerekir. Belgenin verildiği tarih faiz başlangıcını da etkiler.[8]
Ödenmeyen Kıdem Tazminatı için İhtar, Arabuluculuk ve Dava Nasıl İlerler?
Kıdem tazminatı alamayan işçi önce ihtar çeker, sonra arabulucuya gider, anlaşma olmazsa dava açar. İhtar, vadesi gelmiş bir borçlunun temerrüdü için kanunda öngörülen yoldur.[9] İhtarın yazılı olması ve gönderildiğini gösteren bir kayda bağlanması, ileride ispat sorunu çıkarmaz. İhtar zamanaşımını kesmez. Kesen haller arasında dava ve icra takibi vardır.[10]
- İhtarname. Fesih tarihi, istenen kalemler ve ödeme için verilen süre yazılır.
- Arabuluculuk. Kanuna ve iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır.[11]
- Son tutanak. Anlaşma olmazsa düzenlenen tutanak dava dilekçesine eklenir. Eklenmezse bir haftalık kesin süre verilir.[12]
- Dava. İş mahkemesinde açılır. Hizmet dökümü, bordro, fesih yazısı ve ödeme belgeleri dilekçeye eklenir.
Arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuç verir. Zorunlu hallerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur.[13] Süreçlerin ayrıntısı için arabuluculuk süresi yazısı okunabilir.
Kıdem tazminatında zamanaşımı beş yıldır.[14] Ücret alacaklarında da süre beş yıldır.[6] Başlangıç tarihi alacağa göre değişir. Ücret alacağında ilgili ücretin ödenmesi gereken gün esas alınır.
Ödenmeyen Kıdem Tazminatına Hangi Faiz Uygulanır?
Kıdem tazminatı alamayan işçi gecikmenin bedelini de ister. 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesini öngörür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, faizin fesih tarihinden başlaması gerektiğini kabul eder. Faiz gecikme faizi niteliğindedir ve faize faiz işletilmez. Dava dilekçesinde belirli bir faiz türü gösterilmişse hüküm bu talebi aşamaz.[8]
Kıdem Tazminatı Talebinde İbraname ve İmzalı Kağıtlarda Hangi Hatalar Yapılır?
Kıdem tazminatı alamayan işçinin dosyası en sık imzalı kağıtlar yüzünden zayıflar. Aşağıdaki durumlar buna örnektir.
- İbranameyi geçerli sanmak. İbra sözleşmesi yazılı olmalı, sözleşmenin bitiminden en az bir ay sonra yapılmalı, alacağın türünü ve miktarını açıkça göstermeli, ödeme banka aracılığıyla noksansız yapılmış olmalıdır. Bu unsurlar yoksa ibraname kesin olarak hükümsüzdür.[15]
- Eksik ödeme belgesini kesin kabul etmek. Hakkın gerçek tutarını içermeyen belge, içerdiği miktarla sınırlı makbuz hükmündedir.
- Delil toplarken yanlış yola girmek. Hukuka aykırı yolla elde edilen delil mahkemece dikkate alınmaz.[16]
- Süreyi kaçırmak. İşe iade istenecekse fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur. Bu yol için ayrıca kanundaki işyeri büyüklüğü ve kıdem şartları aranır.[17]
Kendi isteğiyle ayrılan işçinin belgeleri için kendi isteğiyle işten ayrılma ve tazminat belgeleri yazısı da yararlıdır.
Yargıtay Baskıyla İmzalatılan İstifa Dilekçesini Nasıl Değerlendirir?
Kıdem tazminatı alamayan işçi Kemal’in elindeki tek sayfalık kağıt bir istifa dilekçesiydi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi iki yönlü bir ilke koyar. İşverenin tazminat sözüyle istifa istemesi gerçek bir istifa iradesini ortadan kaldırabilir. Fakat baskı iddiası da kanıtlanmalıdır.
“İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vererek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2025/9286, K.2026/14, 12.01.2026 (bozma)
Aynı kararda işçi, psikolojik tacizi ve baskıyı tanık anlatımıyla ileri sürmüştü. Daire bu anlatımı yeterli bulmadı ve baskı iddiasının ispatlanamadığı sonucuna vardı. İlk derece mahkemesinin kıdem ve ihbar tazminatı hükmünü bozdu. Kararın dersi nettir. Dilekçenin imzalandığı koşulları gösteren somut kayıt gerekir.
İşveren çıkışı kendisi yapıp sonradan “istifa” demişse yük değişir. Daire, haksız fesih iddiasında feshin haklı olduğunu ispat yükünün işverene düştüğünü belirtmiştir.
“iş hukuku yargılamasında iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğinin ileri sürülmesi halinde feshin haklı olarak yapıldığının ispat yükü işverene düşer.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2016/27098, K.2020/11592, 13.10.2020 (bozma)
Tanık ve Belge Eksikse Kıdem Tazminatı Nasıl İspat Edilir?
Genel kural, bir vakıadan lehine hak çıkaran tarafın onu ispat etmesidir.[18] İşçi çalışma süresini, son ücretini ve feshin kimden geldiğini gösterir. İşveren ise ödemeyi ve haklı nedeni gösterir. Ödeme iddiası, belirli bir tutarı aşıyorsa kural olarak senetle ispat edilir.[19] Bu nedenle işveren için banka dekontu, işçi için de dekontun eksikliği önem taşır.
Kıdem tazminatı alamayan işçinin belgesi eksikse tanık devreye girer. İşyerinin çalışma düzenini bilen, aynı dönemde orada çalışmış kişiler daha değerlidir. Fazla çalışma davasında verilen bir kararda Yargıtay, işyerindeki düzeni bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanığın anlatımına itibar edilmeyeceğini genel ilke olarak belirtmiştir.[2] İşverenin elindeki puantaj, özlük dosyası ve kart okutma kayıtları mahkemeden istenebilir.
Belgenin kanıt değeri sınırlıdır. Hizmet dökümü işverenin bildirimini yansıtır. Bordro imzalı değilse ödemeyi göstermez. Fesih yazısı sebebi söyler ama sebebi kanıtlamaz. Bu yüzden dosya tek belgeye dayandırılmaz. Belgeler birbirini doğrulayacak biçimde sıralanır.
Kıdem Tazminatı Hakkında Sık Sorulan Sorular
İstifa dilekçesi imzaladıysam kıdem tazminatı alabilir miyim?
Kural olarak istifa eden işçi alamaz. İstifa baskıyla alınmışsa ya da işçinin haklı bir nedeni varsa durum değişir. Baskı iddiasını işçi somut delille göstermelidir.
Bir yıldan az çalıştıysam kıdem tazminatı hakkım olur mu?
Genel olarak hayır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 1475 sayılı Kanun m.14 uyarınca en az bir yıl çalışmayı yasal koşul sayar. Deneme süresi ve ihbar önelli süre sayılır. Ödenmemiş ücret ve varsa ihbar tazminatı ayrıca incelenir.
Ödenmeyen kıdem tazminatına faiz işler mi?
Evet. Kanun, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faizi öngörür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi faizi fesih tarihinden başlatır. Emeklilik için ayrılan işçide belgenin işverene verildiği tarih esas alınır.
Kıdem tazminatı davasından önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Evet. İşçi alacağı ve tazminatı davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Başvurmadan açılan dava usulden reddedilir. Son tutanak dilekçeye eklenir.
Kıdem tazminatı alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Süre beş yıldır. Başlangıç tarihi alacağa göre değişir. Arabuluculuk başvurusundan son tutanağa kadar süre durur. İhtar zamanaşımını kesmez.
İhtarname çekmek zorunlu mu?
Dava için zorunlu değildir. Arabulucuya başvurmak dava şartıdır, ihtar ise temerrüt ve ispat bakımından yararlıdır. Yazılı ve gönderimi kayıtlı bir ihtar ileride sorun çıkarmaz.
Kaynaklar
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2016/27098, K.2020/11592, 13.10.2020. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2022/2250, K.2022/5722, 10.05.2022. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2025/9286, K.2026/14, 12.01.2026. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2025/9922, K.2026/989, 09.02.2026 (onama). ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.26. ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.32. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/23754, K.2018/20518, 14.11.2018. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2010/49502, K.2013/6657, 25.02.2013 (düzeltilerek onama). ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117. ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154. ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1. ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/2. ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/10 ve m.3/17. ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu ek m.3. ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420. ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189/2. ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.18 ve m.20. ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190/1. ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.200. ↩
