Elinizde bir kaza tutanağı, hastane çıkış belgesi ve SGK’dan gelen bir yazı var. Kazanın üzerinden yıllar geçmiş olabilir. İş kazası dava süresi bu belgelerden hangisine bakılarak hesaplanır?
Kanunda kaza tazminatı için ayrı bir zamanaşımı maddesi yoktur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi işverene karşı açılan davalarda genel on yıllık süreyi uygulamıştır.[1] Sürenin hangi tarihte başladığı ise belgelere bağlıdır.
Bu yazı belgeleri, başlangıç tarihlerini ve süreyi etkileyen işlemleri sırayla anlatır. Tazminat kalemlerinin hesabı ayrı bir konudur.
Elinizdeki Belgeler Sürenin Hangi Tarihini Gösterir?
Dosyada tek bir tarih bulunmaz. Kaza günü, rapor günü, öğrenme günü ve başvuru günü ayrı ayrı yazılmalıdır. Aşağıdaki tablo belgelerin süre bakımından ne ifade ettiğini sıralar.
| Belge | Neyi gösterir | Süreye etkisi | Nereden alınır |
|---|---|---|---|
| Kaza tutanağı | Kazanın günü ve yeri | Hesapta ilk tarih adayıdır | İşverenden, kolluktan veya savcılıktan |
| İşveren bildirgesi ve SGK yazısı | Olayın kayda girdiğini | Tek başına süreyi başlatmaz, nitelendirmeye dayanak olur | İşverenden ve SGK’dan |
| Epikriz ve istirahat raporları | Tedavi sürecini | Zarar henüz belli olmayabilir | Hastane arşivinden |
| Kurum Sağlık Kurulu raporu | Sürekli iş göremezlik oranını | Zararın öğrenildiği tarih olarak aranır | SGK’dan, tebliğ evrakıyla |
| Yüksek Sağlık Kurulu veya Adli Tıp raporu | İtiraz sonrası oranı | Oran değişirse tarih kayabilir | SGK ve mahkeme dosyasından |
| Soruşturma evrakı | Fiilin suç sayılıp sayılmadığını | Uzamış ceza zamanaşımı tartışması açar | Cumhuriyet başsavcılığından |
| Noter ihtarnamesi | Talebin yazıyla iletildiğini | Kesen işlemler arasında sayılmaz | Noterden |
İşveren kazayı kural olarak üç iş günü içinde SGK’ya bildirmek zorundadır.[2] Kanun metnine mevzuat.gov.tr adresinden bakılabilir. Bildirge olayın kayda girdiğini gösterir. Yargıtay süreyi zarar verici olayın değil zararın kesin olarak öğrenildiği ana bağladığından, bildirge tarihi tek başına başlangıç sayılmamalıdır.[1]
Hangi olayların kaza sayıldığı iş kazası sayılan haller yazısında ele alınmıştır.
Meslekte kazanma gücü en az yüzde on azalmış olduğu Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanır.[3] Anlatılan kararlardan yalnız birinde (bozma ve sonraki onama) süre bu raporun tarihine bağlanmıştır. Diğerlerinde ölüm tarihi, Kuruma başvuru tarihi veya arabuluculuk şartı belirleyici olmuş, bir kararda ise konu esastan incelenmemiştir. İstirahat raporları ve ödenek yazıları ise geçici iş göremezlik ödeneği belgeleri arasında yer alır.
Örnek bir olay düşünelim. Bir işçi makinede çalışırken elini kaptırıyor. İşveren aynı gün bildirim yapıyor. Tedavi iki yıl sürüyor ve Kurum Sağlık Kurulu raporu kazadan üç yıl sonra düzenleniyor.
Bu işçinin dosyasında dört ayrı tarih vardır. Kaza günü ile rapor günü aynı sonucu doğurmaz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararlarında bu tarihlerden hangisinin esas alındığı dosyadan dosyaya değişmiştir.

Kaza Tazminatında Haksız Fiil mi Sözleşme mi, Hangi Süre Uygulanır?
Haksız fiil hükmüne göre tazminat istemi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçince de süre dolar. Tazminat ceza kanunlarının daha uzun süre öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır.[4]
İş sözleşmesi bulunan işçi için tablo farklıdır. Kanun, işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümünü veya vücut bütünlüğünün zedelenmesini sözleşmeye aykırılık hükümlerine bağlamıştır.[5] Sözleşme alacağında aksi öngörülmemişse süre on yıldır ve alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.[6] Maddelerin metnine buradan ulaşılabilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu nedenle işverenin sorumluluğunda sözleşme zamanaşımı hükümlerini uygulamıştır.[1] Aynı Daire 26.03.2024 tarihli bir kararında, bölge mahkemesinin ceza zamanaşımına ilişkin değerlendirmelerini kabul ettiği ilkelere aykırı buldu ve sonucu doğru bularak ret hükmünü onadı.[7] Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu, bölge daireleri arasında işverenin sorumluluğunda uzamış ceza zamanaşımının uygulanıp uygulanmayacağı konusunda ayrılık bulunduğunu bildirmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise kararların kesinliği yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına karar vermiş ve konuyu esastan çözmemiştir.[8]
Ayrıntısı aşağıda verilen üç dosya 2004 ile 2008 arasındaki olaylara ilişkindir. Daire bu kararlarda olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu m.125’e de yer vermiş, bugünkü karşılığı olan TBK m.146 ile birlikte anmıştır.[9]
Aynı zarar birden çok sorumluluk sebebine dayanabiliyorsa hakim, zarar gören aksini istemedikçe giderim bakımından en elverişli sebebe göre karar verir.[10] Yine de süre hesabında daha kısa olan olasılık gözden kaçırılmamalıdır.
Kıdem ve ihbar tazminatındaki beş yıllık süre bu davaya taşınamaz. Kanun beş yıllık süreyi yıllık izin ücreti ile sayılan işten çıkarma tazminatları için koymuştur ve kaza tazminatı bu listede yer almaz.[11] O süre kıdem tazminatı zamanaşımı yazısında ayrıca anlatılmıştır.
Zarar Ne Zaman Öğrenilmiş Sayılır ve Süre Hangi Tarihte Başlar?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi zararın öğrenilmesini, zararın varlığının, niteliğinin ve kapsamının kesin olarak bilinmesi diye tanımlar. Zarar verici olayın bilinmesi bu anlamda yeterli sayılmaz.[1]
Zarar sonradan değişiyorsa, değişim sona erene kadar zarar tamamlanmış sayılmaz. Süre, gelişen durumun durduğunun öğrenilmesiyle başlar. Daire, Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2024 tarihli kararına atıfla, sürekli iş göremezlik oranı tedavi sonrasında değişmemiş olsa bile oranın kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Gerekçe, oranın maddi tazminatın sınırlarını belirlemek için gerekli olmasıdır.[1]
İhtarname, Dava ve Arabuluculuk Süreyi Nasıl Etkiler?
Türk Borçlar Kanunu m.154 zamanaşımını kesen halleri düzenler. Borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması, rehin vermesi ya da kefil göstermesi süreyi keser. Alacaklının mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması da süreyi keser.[12]
Maddede ihtarname anılmamıştır. İhtarname çekmek, tek başına süreyi kesen işlem diye kabul edilemez. İşverenin kaza sonrası yaptığı ödemenin dekontu ise önem taşır, çünkü kanun kısmen ifayı borcun ikrarına örnek verir. Ödemenin niteliği ayrıca değerlendirilir.
Dava yanlış mahkemede açılırsa süre tehlikeye girebilir. Dava görev veya yetki yönünden reddedilirse, süre dolmuş olsa bile altmış günlük ek süre içinde hak kullanılabilir.[13] Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilirse, kararın tebliği ya da kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın gönderilmesi istenmelidir, aksi halde dava açılmamış sayılır.[14] İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklara iş mahkemeleri bakar.[15]
Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu davalarında bu fıkra uygulanmaz.[16] Kanun metni mevzuat.gov.tr sayfasında yer alır. Diğer dava türlerinde arabuluculuğun işleyişi için arabuluculuk süresi yazısına bakılabilir.
Dava şartının aranmaması ile zamanaşımının durması aynı konu değildir. Zamanaşımının durmasını düzenleyen 17. fıkra ayrı bir hükümdür.[17] Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, 6325 sayılı Kanuna göre zamanaşımı hesabında dikkate alınmaz.[18] Bu etkinin kaza tazminatındaki ihtiyari başvuruda nasıl uygulanacağı tartışmalıdır. Süre dolmak üzereyse arabuluculuğa güvenerek dava açmayı geciktirmemek gerekir.
Olayın iş kazası olup olmadığı tartışmalıysa arabuluculuk sorunu da çıkabilir. Bir dosyada ilk derece mahkemesi olayı haksız fiil saymış ve arabuluculuk şartı yokluğundan davayı reddetmişti. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, SGK’nın olayı iş kazası kabul ettiğini ve ceza dosyasındaki olgunun Kurum inceleme raporuyla örtüştüğünü belirterek kararı bozdu.[19]
Sürekli iş göremezlik oranının tespiti gibi Kuruma karşı açılacak davalarda ise önce SGK’ya başvurmak dava şartıdır. Kuruma başvuruda geçen süre zamanaşımı hesabında dikkate alınmaz.[20]
Ceza Dosyası Tazminat Davasının Süresini Uzatır mı?
Ceza kanunları daha uzun süre öngörüyorsa tazminat davasında o süre uygulanır. Kamu davası zamanaşımı suçun cezasının üst sınırına göre belirlenir. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis gerektiren suçlarda sekiz yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis gerektirenlerde on beş yıldır.[21]
İddianame düzenlenmesi gibi işlemler bu süreyi keser. Kesilme halinde süre, kanundaki sürenin en fazla yarısı kadar uzar ve sekiz yıllık süre bu durumda en çok on iki yıla çıkabilir.[22]
Bu kuralın kaza davasındaki sonucu dosyaya göre değişmiştir. Bir dosyada çalışan 23.11.2004’te yaşamını yitirmiş, hak sahipleri davayı 21.11.2019’da açmıştır. Soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, ceza davası açılmamıştı. Olay 5237 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce gerçekleştiği için bölge mahkemesi lehe kanun ilkesine göre eski Ceza Kanunundaki beş yıllık süreyi esas almış ve uzamış ceza zamanaşımının uygulanamayacağını kabul etmişti.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ayrı bir gerekçe yazmadı. Temyiz itirazlarının bölge mahkemesi gerekçesinde değerlendirildiğini ve gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, on yıllık süreyi esas alan kararı onadı.[23] Bu nedenle karar, uzamış ceza zamanaşımının işverene karşı davada uygulanıp uygulanmayacağı konusunda Dairenin kendi gerekçesini göstermez.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kaza Tarihi ile Rapor Tarihini Nasıl Değerlendirdi?
İlk dosyada kaza 13.09.2007’de olmuştur. Davacı işçi olayın iş kazası olduğunun tespiti için 18.09.2008’de dava açmış, bu dava 14.10.2021’de kesinleşmiştir. Tazminat davası 18.11.2021’de açılmıştır. İlk derece mahkemesi on yıl geçtiği için davayı reddetmişti.
Daire 19.11.2024’te ret hükmünü bozdu. Zamanaşımının, olayın Kurum tarafından iş kazası sayılıp sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesinden sonra başlayacağını belirtti. Bozmaya uyularak verilen karar 28.04.2026’da onandı.[24] Bu gerekçe doğrudan sürenin başlangıcına ilişkindir ve hükmün dayanağıdır.
İkinci dosyada kaza 25.01.2008’de yaşanmıştır. İşçi oranın tespiti için SGK’ya ancak 12.06.2020’de başvurmuş, dava 21.05.2021’de açılmıştır. Sağlık kurulları oranı yüzde 5,1 olarak belirlemiş, gelir bağlanmamıştır. Daire, on yıllık sürenin Kuruma başvurudan önce dolduğunu belirterek ret hükmünü onadı.[7]
İki dosya birlikte okunduğunda, Kuruma başvuru tarihinin de ayrıca izlenmesi gerektiği düşünülebilir. Daire bu konuda genel bir kural koymamıştır ve kaza tarihi ile rapor tarihi arasındaki fark her dosyada ayrı değerlendirilir.
Zararın Öğrenildiği Tarih ve Zamanaşımı Savunması Nasıl İspatlanır?
Zamanaşımını davalı ileri sürer. Hakim bunu kendiliğinden dikkate alamaz.[25] Zamanaşımından önceden feragat de edilemez.[26]
Öğrenme tarihi tartışılırsa tarih veren belgeler önem kazanır. Raporun tebliğ evrakı, SGK yazısının tarihi ve ödeme dekontları bu belgelerdir. Tanık kazanın nasıl olduğunu anlatabilir. Raporun elinize geçtiği günü ise belge gösterir.
Ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ve tutanaklar kaza anlatımına delil olur. Ceza hakiminin beraat kararı ise hukuk hakimini bağlamaz.[27]
Kaza sonrasında imzalatılan ibraname de süre tartışmasında karşınıza çıkabilir. İbraname yazılı olmalı, sözleşme bittikten en az bir ay sonra düzenlenmeli, alacağın türünü ve miktarını açıkça göstermeli, ödeme de banka aracılığıyla yapılmalıdır. Bu unsurları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür.[28] Hizmet sözleşmesinden doğan tazminat alacakları için aynı hüküm geçerlidir.[29] Ayrıntı için imzalı ibraname yazısına bakılabilir.
Kaza Dosyasında Süre Takibi Yaparken Hangi Hatalar Görülür?
Aşağıdaki hatalar dosyada süre kaybına yol açabilir.
- Kaza tarihini ve rapor tarihini tek tarih gibi yazmak.
- İşveren bildirgesinin tarihini tek başına sürenin başlangıcı saymak.
- İhtarnameyi süreyi kesen işlem kabul etmek.
- Kuruma oran tespiti için başvuruyu yıllarca ertelemek.
- Kıdem tazminatındaki beş yıllık süreyi kaza tazminatına uygulamak.
- Davayı iş mahkemesi dışında bir mahkemede açıp ek süreyi kaçırmak.
- Arabuluculuk sürecine güvenip süreyi izlemeyi bırakmak.
- Ödeme dekontlarını ve tebliğ evrakını saklamamak.
İş Kazası Dava Süresi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kaza tazminatı davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
Kanunda kaza için ayrı bir süre yoktur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi işverene karşı davalarda on yıllık süreyi uygulamıştır. Haksız fiil hükmü gündeme gelirse iki yıl ve on yıl süreleri devreye girer. Başlangıç tarihi dosyaya göre değiştiğinden tarihleri belgelerle birlikte hesaplamak gerekir.
Süre kaza tarihinden mi rapor tarihinden mi başlar?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bir kararında süreyi, Kurumun olayı iş kazası sayıp sürekli iş göremezlik oranını belirlemesinden sonra başlatmıştır. Başka bir kararında oran için Kuruma geç başvuran işçinin davasında on yıl dolmuş saymıştır. Bu nedenle iki tarih de ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Noter ihtarnamesi zamanaşımını keser mi?
Türk Borçlar Kanunu m.154 zamanaşımını kesen halleri düzenler ve ihtarname maddede anılmaz. Dava açılması, icra takibi ve borcun ikrarı sayılan işlemlerdendir. İhtarname bu yüzden süreyi korumak için tek başına yeterli kabul edilmemelidir.
Kaza davasından önce arabulucuya başvurmak gerekir mi?
İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Olayın kaza olup olmadığı tartışmalıysa mahkeme farklı nitelendirme yapabilir. Arabuluculuğun zamanaşımına etkisi bu davalarda tartışmalıdır.
Kıdem tazminatındaki beş yıllık süre kaza tazminatı için de geçerli midir?
Hayır. İş Kanunu ek m.3 beş yıllık süreyi kıdem, bildirim şartına uyulmadan fesih, kötü niyet ve eşit davranma tazminatları ile yıllık izin ücreti için öngörür. Kaza tazminatı bu listede yer almaz.
SGK'nın rücu alacağında da aynı süre mi uygulanır?
Kurumun rücu hakkı 5510 sayılı Kanun m.21’e dayanır ve işçinin kendi tazminat davasından ayrı bir alacaktır. Süresi ayrıca değerlendirilir. Bu yazıdaki hesap işçinin kendi tazminat davası içindir.
Kaynaklar
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2023/8285, K.2024/11304, 19.11.2024 (bozma, oybirliği) ↩
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.14/2 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.19/1 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72/1 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417/3 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146 ve m.149/1 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2022/5930, K.2024/3185, 26.03.2024 (onama, oybirliği) ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/7454, K.2024/8204, 16.07.2024 (uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı, oybirliği) ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2023/8285, K.2024/11304, 19.11.2024 (bozma, oybirliği), E.2022/5930, K.2024/3185, 26.03.2024 (onama, oybirliği) ve E.2022/14561, K.2024/3196, 26.03.2024 (onama, oybirliği) ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.60 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu ek m.3 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.158 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.20/1 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-a ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ve m.3/3 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/17 ↩
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.16/2 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/15198, K.2025/8940, 27.05.2025 (bozma, oybirliği) ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4/1 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66/1-d,e ve m.66/4 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.67/2 ve m.67/4 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2022/14561, K.2024/3196, 26.03.2024 (onama, oybirliği) ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2023/8285, K.2024/11304, 19.11.2024 (bozma, oybirliği); Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2026/1855, K.2026/5777, 28.04.2026 (onama, oybirliği) ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.161 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.160 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74/1 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/2 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/4 ↩
